Ben olarak çıktığı yolculuğu biz olarak tamamlar.


“Kendimle yüzleştiğim an öldürürüm kendimi” demiş bir dizesinde şair….
Zengin, fakir, güçlü, güçsüz, imanlı, imansız, tüm yaratılmışların ortak sorunudur bu…
Etraflarında oluşturulmuş dekordaki objeler ve varlıklarla oyalanıp, bunaltıcı, yalın ve sıkıcı da olsa güvenli sığınaklarından çıkıp, bilinmeyenin peşine düşmek istemezler nedense, o yüzden deneyenlerin sayısı çok azdır, onlarda, Rumi hz.’lerinin dediği gibi,
“Kime ki sırları ifşa ettiler, ağzını dikip, mühürlediler sözü gereği suskun kalır konuşmazlar… Sırrı erbabından başkasına vermek sırra zülümdür felsefesi gereği susarlar.?

Sevgili Tolga, “Pembe Tuvalet”, “Anormal” kitaplarında yaptığı küçük yolculukları oldukça derinleştirmiş bu kitabında.
Her zamanki güçlü kalemiyle, adeta günümüzle, geçmişin içiçe geçip, hepsinin aslında aynı “an” olduğu eşsiz bir Galata yolculuğu eşlik etmiş, kendi kişisel yolculuğuna…
Kitapta,  Kendini sadece bir isimden ibaret sayan ve kısıtlı aynalarından bunalıp, tükenme noktasına gelen “Semih” karakterinin, bu teslimiyet anında, içine yaptığı yolculuk kurgulanmış.
Yolculuğu boyunca, Semih, Yunus Emre’nin ” bir ben daha var benden içeri”deyişiyle anlatmaya çalıştığı özüne ulaşır, onu Bay Albert, Janet, Madam Ester, Cüce Sinan, Mikail, Neyzen Davut vs. aynalarında ayrı ayrı müşahede ettikten
sonra, hepsinden görünenin aslında kendisinin de özü olan “tek” varlığın farklı formlardaki görüntülerinden başka bir şey olmadığının ayrımına varır.
Ben olarak çıktığı yolculuğu biz olarak tamamlar.

Ayşegül Erdenay

Tags »

Yorum Yaz